Yazım Hatalarını Düzeltene Ne Denir?
İzmir’de yaşıyorum, 25 yaşındayım, arkadaş ortamımda genellikle her şeyden espri çıkarabilen, ama içten içe her detayı fazla düşünüp üzerinde kafa yoran biriyim. Tam bir ikilemdeyim aslında. Yani, bir yanda “şaka yapmadan duramam” derken, diğer yanda bazen saçma sapan yazım hataları yüzünden kendi kendime gülüp, içimi çekip “Ne yapıyorum ben?” diye sorgulayan bir tipim. Aslında, çoğu zaman da bu yazım hataları meselesiyle yüzleşiyorum: “Yazım hatalarını düzeltene ne denir?” Evet, işte bu soru var ya, bence çok derin bir soru. Hadi gelin, biraz kafa yoralım.
Yazım Hatası Yapmak: Bizim İnatçı Dostumuz
İlk önce kabul edelim: Yazım hatası yapmak, özellikle yanlış yazılan kelimeler yüzünden içsel bir utanç duymak, aslında hepimizin başına gelmiştir. Mesela, geçen gün sosyal medyada paylaştığım bir gönderiye bir arkadaşım yorum yapmıştı: “Abi, bu yazıdaki ‘günlükler’ kelimesini neden ‘günlüklere’ yazdın?” Bunu yazan kişi bir akademisyen filan değildi, hatta yanlış yazım konusunda biraz rahat davranan biri sayılır. Ama o an gerçekten gerildim. “Yazım hatalarını düzeltene ne denir?” sorusu tam burada kafama dank etti. Gerçekten, yazım hatası yapmanın cezası nedir? Hangi durumda bir kişi, yazım hatalarını düzelten kişiyle, “hadi ama ya, takılma” moduna girmeli, hangi durumda da “teşekkür ederim, ben zaten ondan ötürü seni takip ediyorum” demelidir?
İzmir’de yaşamak, başka bir kültürle beslenmek gibidir. Türkçenin inceliklerini bilmeyen, doğru yazmayan birini her zaman bulabilirsiniz. Örneğin, geçenlerde çay ocağında çalışan bir adama, siparişi yanlış verdiği için “Yanlış yazmışsın” dedim. O da bana gülerek, “Yazım hatalarını düzeltene ne denir?” dedi. Şaşkınlıkla, “Ya da böyle demeyelim, yazarım ben bunu” dedim. “Bunu yazalım!” diyen adam, kendi hatasını fark etti. O an “Yazım hatalarını düzeltene ne denir?” sorusunun cevabını buldum: “Canımız sıkılmasın”.
Yazım Hatalarını Düzeltmek: Hangi Noktada Müdahale Etmeli?
Bir gün arkadaşımın yazdığı bir blog yazısını okurken, tek tek yazım hatalarına takıldım. Yanlış yazılmış kelimeleri, yanlış kullanılan bağlaçları düzeltmek için neredeyse başıma ağrılar girdi. Şimdi burada, gerçekten bir müdahale yapmam gerekip gerekmediğini sormak lazım. Çünkü yazım hatalarını düzeltmek, zaman zaman başlı başına bir drama dönüşebiliyor.
“Yazım hatalarını düzeltmeye çalışan bir arkadaşımıza ne denir?” sorusunu düşünürken aklıma gelen ilk şey, doğru zamanlamanın çok önemli olduğuydu. Şöyle bir durum var: Bir insanın yazım hatalarını düzeltiyorsanız, bunun dostça ve yapıcı olması gerektiğini unutmamalısınız. Eğer yanlış bir zamanda yaparsanız, karşınızdaki kişi size “Aa, tamam ya, yazım hatasını düzelt, hatta bir de sözlük al, bir şeyler daha öğren” diyebilir. Bu durumu çok yaşadım.
Bir gün, akşam arkadaşlarım ile bir kafede buluşmuştuk. Sohbetin ortasında, bir arkadaşım yazdığı bir metni, ortalıkta bulanan bir telefona bir fotoğrafla yollamıştı. “Hayır, o yazım hatalarını düzeltmeye kalkma!” dedim ama o kişi bildiğiniz gibi – affedersiniz – sormadan daldı. “Ya, bu yazım hatalarını düzeltene ne denir?” sorusunun cevabı burada da ortaya çıkıyor: “İç sesini dinleyip durmaya devam et!”
Gerçekten, yazım hatalarını düzeltmenin bir sınırı olmalı. Ne zaman müdahale etmeli, ne zaman sessiz kalmalı, işte orası tam bir denge işidir. Çünkü bir insana yazım hatası yüzünden sanki büyük bir hata yapmış gibi davranmak, onun özgüvenini zedeleyebilir. Bunu arkadaş ortamında bir deneyim olarak görmelisiniz.
Sonraki Adım: Komik Bir “Düzeltme” Öyküsü
Şimdi bu yazım hatası düzeltme işini biraz da mizahi bir boyuta taşımak lazım. Geçenlerde sosyal medya hesaplarında yapılan bir yarışmaya katıldım. Ben de iddialı bir şekilde yazımı gönderdim, o yazıdaki her bir harfi yerli yerinde koyarak. Ama ne oldu? Bu kadar mükemmeliyetçi yaklaşınca, bazı şeyleri gözden kaçırdım. Bir arkadaşım beni tagleyip “Herkesin dikkatini çekmeyi başarmışsın, sadece ‘bizler’ yerine ‘biz’ demeyi unuttun, sana büyük ödülü hemen vereyim” diye yazmış. O an hem gülümsedim, hem içimden “Yazım hatalarını düzeltene ne denir?” diye düşündüm.
İçimden şunu geçirdim: “Evet, düzelten kişiye ‘göz var nizam var’ denir mi?” Yazım hatasını düzeltmeye kalkmanın komik ve bazıları için gereksiz bir durum olduğunu bu şekilde fark ettim.
En Son Ne Zaman Düzeltme Yaptınız?
“Yazım hatalarını düzeltene ne denir?” sorusunu yanıtlayıp yazıyı noktalamadan önce, bizlere düşen bir soru da şu olmalı: “En son ne zaman bir yazım hatasını düzelttiniz?” Çünkü, işin aslı şu ki, hepimiz dilde hata yapabiliriz. Bu hatalar, bazen komik, bazen ise son derece sinir bozucu olabilir. En önemlisi, yazım hatalarını düzelten kişi, ne kadar komik bir şekilde bunu yaparsa, o kadar samimi ve değerli olur. Ne kadar da olsa bir insan, biraz da olsa kendini ciddi şekilde ciddiye almıyorsa, zaten toplumda farklı bir yere sahip olmaya başlar.
—
Yazım hatalarını düzeltmeye çalışmanın sonuçları bazen eğlenceli, bazen ise biraz karmaşık olabilir. Ama her halükarda, doğru zamanlama ve samimiyetle yapılan düzeltmeler, insanların arasındaki ilişkiyi güçlendirebilir. İşte, bu yüzden yazım hatalarını düzeltmenin, aslında toplumsal bir beceri haline geldiği de söylenebilir. Ama unutmayalım: Sadece düzeltmek yetmez, biraz da gülümsemek gerekir.